Kanun Teklifleri

CHP Tokat Mv. Dr. Orhan DÜZGÜN Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Hakkında Kanun Teklifi

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim. 08/01/2015

 

                                                                                                       Dr. Orhan DÜZGÜN

                                                                                  Tokat Milletvekili

 

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ


MADDE 1- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “Tablonun (10)” ibareleri ile dördüncü fıkrasında yer alan “tablonun (10)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve (19)” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasında yer alan tabloya aşağıdaki sıra eklenmiştir.

“19) Sağlık ve sosyal hizmet verilen işyerleri

1) Sağlık ve sosyal hizmet verilen işyerlerinde verilen işyerleri çalışan sağlık personeli

120

2) Sağlık ve sosyal hizmet verilen işyerlerinde vardiya, nöbet, icap nöbeti, uzatılmış mesai               gibi çalışma biçimleri ile günlük normal mesai saatleri dışında veya tatil günlerinde çalıştırılan sağlık personeli ile günlük, haftalık çalışma sürelerinin üzerinde fazla çalışma yaptırılan sağlık personeli

 

150

3) Sağlık ve sosyal hizmet verilen işyerlerinde yoğun bakım, acil sağlık hizmetleri, ameliyathane, İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi, araştırma iş veya işlemlerinde çalışan sağlık personeli ile ağırlığı ve yıpratıcılığı bakımından benzeri nitelikteki işlerde çalışan sağlık personeli

 

180

4) Sağlık ve sosyal hizmet verilen işyerlerinde çalışan diğer hizmet sınıfına dâhil personel

60

5) Sağlık ve sosyal hizmet verilen işyerlerinde vardiya, nöbet, icap nöbeti, uzatılmış mesai               gibi çalışma biçimleri ile yoğun bakım, acil sağlık hizmetleri, ameliyat hane, İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi, araştırma iş veya işlemleri ile ağırlığı ve yıpratıcılığı bakımından benzeri nitelikteki işlerde çalışan diğer hizmet sınıfına dâhil personel

 

90”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

GENEL GEREKÇE


Genel olarak bütün sağlık çalışanları yönünden, sürekli hastayla ve hastalıklarla ilgileniyor olmak, bir anlamda hastalarla ve hastalıklarla yaşıyor olmak en önemli sorundur. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının çalışma ortamından kaynaklanan radyasyon, ısı, kazalar gibi fiziksel faktörler, anestezik gazlar, antiseptikler gibi kimyasal faktörler, bakteriler, virüsler gibi biyolojik faktörler, ergonomik faktörler, hastalar ve hasta yakınları tarafından yapılan saldırılar gibi doğrudan etki sonucu gelişen “organik sağlık sorunları” bulunmaktadır. Yanı sıra nöbet, vardiya, gün içinde çok fazla hasta görülmesi gibi aşırı iş yüklemesi, çalışma süresinin fazlalığı, aşırı fiziksel ve ruhsal yoğunluk ve strese bağlı oluşan alkol ve ilaç düşkünlüğü, gebelik ve çocuk büyütmede sorunlar, ekibe uyumsuzluk, eğitim ve araştırma olanaklarında kısıtlılık, yabancılaşma gibi çalışma koşulları ve çalışma ortamının etkisi sonucu gelişen “psiko-sosyal sorunlar” söz konusudur.

Çalışma ortamı ve çalışma koşullarının sağlık çalışanlarının sağlıkları üzerindeki etkilerini ortaya koyan, aradaki doğrudan bağı saptayan çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır. Çalışma ortamı ve koşulları ile sağlık çalışanlarının sağlığı arasındaki etkileşimi ortaya koyan bilimsel çalışmaları örneklemek gerekirse;

Sağlık çalışanları Hepatit B, Hepatit C, AIDS, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi kan/kan ürünleri ile bulaşan hastalıklar ve influenza, SARS (Ciddi Solunum Yolu Yetmezliği Sendromu), MERS CoV (Orta Doğu Solunum Yolu Yetmezliği Sendromu) gibi solunum yolu ile bulaşan hastalıklar yönünden risk altındadır. Bu tür riskler, hasta bakımının hızla yapılmasının gerektiği acil servislerde ve invazif işlemlerin yapıldığı yoğun bakım üniteleri, ameliyathanelerde daha da sıktır .

Sağlık çalışanlarında Hepatit B virüsü ile enfekte olma durumu normal popülasyondan yaklaşık 10 kat daha fazladır

KKKA, özellikle hastanın henüz tanı almadığı dönemde ve özellikle Acil Servis’e başvuran hastalara hizmet veren sağlık çalışanları için kan yoluyla bulaşan önemli bir hastalıktır. KKKA ile izlene hastanın kanı sağlık çalışanının eline battığında bulaşma oranı %30’dur

Sağlık çalışanlarının %37’si Eylül-Nisan dönemini içeren influenza sezonunda hastalığa yakalanmaktadır

Ameliyathane çalışanları arasında kesici-delici alet yaralanması sıklığı %83’e kadar çıkabilmektedir

Mesleksel HIV/AIDS bulaşan olguların %24’ünü yoğun bakım ünitesi çalışanları oluşturmaktadır

Belirgin bir süre boyunca dönüşümlü gece nöbetleri ile çalışan kadınlarda tip 2 diyabet gelişme riski orta derecede arttığı saptanmıştır

Gece nöbetleri düzeninde çalışan insanların hem uyku sürelerinin hem de uyku kalitelerinin daha kötü olduğu saptanmış, sirkadiyen ritmin bozulması, obezite, metabolik sendrom ve glukoz düzensizliği ile ilişkili bulunmuştur. Yalnızca gündüz çalışanlara göre nöbet usulü çalışanlarda diyabet gelişme riski istatistiksel olarak belirgin derecede daha yüksektir. Erkeklerde bu risk daha anlamlı izlenmiştir

Akşam ve gece vardiyalarında çalışan sağlık çalışanları, gündüz vardiyalarında çalışanlara göre iş kazaları ve sakatlık düzeyi açısından belirgin derecede daha fazla risk altındadır. Ayrıca akşam ve gece nöbetlerinde hasta ve hasta yakınlarının şiddetine maruz kalan hemşirelerin bu vardiyalarda şiddet ile baş edemediği ve daha fazla fiziksel hasar aldığı saptanmıştır .

Gece nöbetleri ile artmış iş kazası riski açısından belirgin düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Fazla mesai ile çalışanlarda , normal çalışma süreleri ile çalışanlara göre, iş kazaları %61 daha fazla görülmektedir. Günde 12 saati ve haftada 60 saati aşan çalışma süresi yaşanan iş kazaları sonucu %37 daha fazla zarar ile ilişkili bulunmuştur .

Nöbet usulü çalışan erişkinlerde, nöbet sistemi gastrin/asidopepsin sekresyon sistemini belirgin biçimde etkilemektedir. Midede yüksek asit salgısı ülser, gastrit ve ilerleyen dönemlerde mide kanseri için en sık ikinci neden olarak bilinmektedir

Gece nöbetleri miyokardiyal infarkt (kalp krizi) ve iskemik stroke (inme) ile belirgin derecede ilişkili bulunmuştur. Nöbet usulü çalışan insanlarda koroner olayların riski de belirgin düzeyde artmıştır .

4.5 yıl veya daha uzun süreyle veya haftada ortalama üç gece nöbeti ile çalışan kadınlarda meme kanseri belirgin olarak daha yüksek olduğu, ayrıca ilk gebeliğinden önce gece nöbetleri ile çalışmaya başlayan kadınlarda daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir

Nöbet usulü çalışmanın özellikle hassas bireylerde duygu durum bozuklarını tetiklediği bilinmektedir. Majör depresif bozukluk riskinin, nöbet usulü çalışma sırasında ve sonrasında, maruziyetin süresine de bağlı olarak, arttığı gözlenmiştir. Ayrıca nöbet usulü çalışan bireylerde tekrarlayan duygu durum bozuklukları ve intihar meylinin de arttığı saptanmıştır

Ergonomik önlemlerin alınmadığı ortamlarda, uzun süre, mola vermeden çalışma nedeniyle kas iskelet sisteminde birikici travma bozukluğu ortaya çıkabilmektedir. Bel, boyun ağrısı, miyofasiyal ağrı sendromları, tendinit ve periferik sinir tuzaklanması bu hastalıklardandır. Bel ağrısı, diğer meslek gruplarına göre en çok sağlık bakımı verenlerde görülmektedir. Bel ağrısı yıllık prevalansı % 77 olarak bildirilmektedir Doktor, diş hekimi, hemşire, hasta bakıcı dahil sağlık çalışanlarının, en az bir vücut bölgesinde ağrıya %90.3 sıklıkta rastlanabilmektedir Diş hekimleri ile yapılan bir çalışmada, çalışma süresi ve pozisyonun, boyun ve bel ağrısı üzerinde önemli etkiye sahip olduğu gösterilmiştir

Dünyada “Organik sağlık sorunları” ile “psiko-sosyal sorunlar” sağlık personelinin çalışma ortamından kaynaklandığı ve çözümü için çaba gösterilmesi gereken mesleğe özel sorunlar olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tespitlerine göre, sağlık çalışanları yaptıkları iş ve çalışma ortamından kaynaklanan özel durumlar nedeniyle sağlıkları özel olarak korunması gereken çalışanlardır. Fiili çalışma süresinin kısaltılması, emekli yaşının erkene alınması gibi uygulamalar da bu korunma uygulamalarından bazılarıdır.

5510 Sayılı Kanunun 40. Maddesi ile kimi ağır ve yıpratıcı işler için “fiili hizmet süresi zammı” adıyla emeklilik süresini diğer çalışanlara göre daha erkene alan bir düzenleme yapılmıştır. Ne yazık ki maddede ağır ve yıpratıcı işlerin başında gelen sağlık hizmetlerini üreten sağlık personeli yönünden bir düzenleme içermemektedir.. Yalnızca genel olarak radyasyonla ilgili işlerde çalışanların içinde yer aldığı için İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi, araştırma iş veya işlemlerinde çalışan sağlık personeli bu haktan yararlanabilmekle birlikte maddenin sağlık alanına özgülenmemesi nedeniyle sağlık personeli yönünden uygulanmasında ciddi sorunlar yaşanmaktadır

Devlet’çe, sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanmasına elverişli ortamın yaratılması ve bu anlamda sosyal güvenlik alanında getirilecek bir haktan, aynı sosyal güvenlik kurumu içinde yer alan ve temelde birbirine yakın konumda bulunan tüm sigortalıların “dengeli ve makul” ölçüler içinde yararlanmalarını öngören düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Aynı durumdaki kişilerin, yasanın öngördüğü haklardan aynı esaslara göre yararlandırılmaları ise eşitlik ilkesinin gereğidir. Sağlık çalışanlarına oranla işleri daha ağır ve yıpratıcı olmayan kimi sigortalılar uzun zamandan beri fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmaktadır. 40’ıncı maddeye eklenmesi önerilen bend ve sözcüklerle devletin sağlık çalışanlarına yönelik koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi amaçlanırken aynı zamanda mevcut bir haksızlığın ve eşitsizliğin giderilmesi amaçlanmaktadır.

Önerilen düzenlemelerin kabul edilerek yasalaştırılması durumunda; genel olarak sağlık ve sosyal hizmet veren bütün işyerlerinde çalışan sağlık personeli yönünden çalışılan her bir 360 gün için 120 gün, geceleri, tatil günleri ve fazla sürelerle çalışma gibi ağır ve çalışanı yıpratıcı çalışma biçimlerine tabi tutulan sağlık personeli için 180 gün ve diğer sağlık hizmetlerine oranla daha ağır ve çalışanı yıpratıcı özellikte olan acil sağlık hizmetleri, yoğun bakım gibi işlerde çalışan sağlık çalışanları için 180 gün fiili hizmet süresi zammı eklenecektir. Bununla beraber genel olarak sağlık ve sosyal hizmet veren bütün işyerlerinde çalışan diğer hizmet sınıfına dahil personel içinde çalışılan her bir 360 gün için 60 gün, vardiya, nöbet, icap nöbeti, uzatılmış mesai gibi çalışma biçimleri ile yoğun bakım, acil sağlık hizmetleri, ameliyathane, İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi, araştırma iş veya işlemleri ile ağırlığı ve yıpratıcılığı bakımından benzeri nitelikteki işlerde çalışan diğer hizmet sınıfına dahil personel için 90 gün fiili hizmet süresi zammı eklenecektir.

            Ayrıca sağlık çalışanlarının fiili hizmet süresi zammından yararlandırılacakları dönem içinde kalan; yıllık ücretli izin, sıhhi izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile eğitim, kurs, iş öncesi ve sonrası hazırlık sürelerinde fiilen çalışmış gibi kabul edilmesi, fiili hizmet sürelerinin bütünüyle prim ödeme gün sayısına eklenmesi ve emeklilik yaş haddinden düşülmesi söz konusu olacaktır. Yanı sıra fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilebilmesi için en az çalışma gün sayısı yer altı işlerinde çalışanlarda olduğu gibi 1800 gün olacaktır.



Paylaş

CHP Tokat Mv. Dr. Orhan DÜZGÜN 1111 Sayılı Askerlik Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

1111 Sayılı Askerlik Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi gerekçesi ile birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

 

                                                                                                       Dr. Orhan DÜZGÜN

                                                                                  Milli Savunma Komisyonu Üyesi

 

1111 SAYILI ASKERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ


MADDE 1: 1111 Sayılı Askerlik Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

EK MADDE 10: Askerlik süresi boyunca her ne sebeple olursa olsun yaşamını yitiren veya sakat kalan askerler şehit veya malul gazi sayılır.

MADDE 2: Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3: Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

GENEL GEREKÇE


Milli Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre 1 Ocak 2012 – 15 Temmuz 2013 tarihleri arasında 166 asker hayatını kaybetmiş, yaşamını yitiren askerlerden 108’inin “ intihar” sonucu, 40’ının “ silahlı kaza” sonucu, 1’inin iş kazası ve 17’sinin ise “ kavga”, “ boğulma” gibi nedenlerle öldüğü açıklanmıştır. 2002 - 2012 yılları arasında “ intihar “ şüphesiyle yaşamını yitiren asker sayısı 934 olup, 2002 - 2013 yılları arasında 1100 askerimiz hayatını yitirmiştir.

Çocuklarını askerde şüpheli bir biçimde yitiren aileler hak arama mücadelesi vermekte ve kaybettikleri evlatları ile ilgili acılarını bir nebzede olsa giderecek şehitlik veya gazilik hakları verilmesini talep etmektedirler.

“ İntihar ve şüpheli ölüm” dâhil olmak üzere askerde yaşanan birçok ölüm vakası sonrasında başta aileler olmak üzere kamuoyunu ikna edici herhangi bir açıklama yapılmamaktadır. Soruşturmalar “ kovuşturmaya yer olmadığı “ kararıyla sonlanmaktadır. Yaşanan ölümlerin acısı bir yana, sistem sorumluların adil bir yargılama sürecine tabii olmasına da rıza göstermemektedir.

Unutulmaması gerekir ki, aileler çocuklarını asker ocağına ve devlete güvenerek göndermekte bu nedenle askerlik sırasında yaşanan tüm “şüpheli ölüm”lerden ister cinayet olsun ister intihar devletin sorumluluğu alması gerekmektedir. Bu Kanun Teklifinin amacı askerlik süresi boyunca her ne sebeple olursa olsun çocuklarını askerde yitiren veya sakat kalan ailelerin acısını bir nebze olsun azaltmak için şehit veya malul gazi sayılmalarını hedeflemektedir.



Paylaş

CHP Tokat Mv.Dr.Orhan DÜZGÜN 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nda Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Gerekçesi Ek’te sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

 

                                                                                                       Dr. Orhan DÜZGÜN

                                                                                  Milli Savunma Komisyonu Üyesi

 

GENEL GEREKÇE


1. 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Açığa alınan veya tutuklanan subay ve askeri memurlar hakkında yapılacak işlemleri düzenleyen 65nci maddesinin, e) bendine göre; Terfi sırasına girenlerden; Açıkta bulunanların, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişkilerinin kesilmesini gerektirmeyecek şekilde hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olmaları nedeniyle açıkları kaldırılmış olup da henüz hükümleri kesinleşmemiş olanların, Tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların, kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme hariç, firar veya izin tecavüzünde bulunmuş olanlar ile firar veya izin tecavüzüne devam edenlerin Terfileri ve Kademe ilerlemeleri yapılamamaktadır.

2. 657 Sayılı Devlet memurları Kanunun 145nci maddesine göre: Görevden uzaklaştırma; bir disiplin kovuşturması icabından olduğu takdirde en çok 3 ay devam edebilir. Bu süre sonunda hakkında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır. Ancak TSK mensupları için görevden uzaklaştırılma durumunda bu sürenin ucu açık olup, ancak açığı gerektirmeyen bir suçtan ek savunma alınması veya hüküm verilmesi halinde kaldırılmaktadır. Bu durum ise personel ve ailelerinde suçsuzluğu kanıtlanıncaya, veya mahkemece bu konuda bir karar verilinceye kadar geçen yıllar içinde derin mağduriyetlere yol açmaktadır.

3. Konuya bir örnek vermek gerekirse son günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü personeli olup, ilk olarak 1996 senesinde 8 devrimciye yaptığı işkence ile adı duyulan Sedat Selim Ay, 14 ay 20 gün hapis, 3 ay meslekten men edilme cezasına çarptırılmış ve daha sonra cezası ertelenerek göreve dönüşü sağlanmıştır. Şimdi de ismi yeni tecavüz ve işkence dosyalarında geçen ve devlet memuru olan bu şahıs İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Yardımcılığı’na atanabilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise, Sedat Selim Ay ile ilgili davaların ve idari soruşturmaların sonuçlarının kendisinin rütbe terfi almasına ve söz konusu makama atanmasına engel durum teşkil etmediği belirtilmiştir.

4. 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 106ncı maddesinde de, aynı durumda olan astsubaylar için yine 65nci maddeye göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.

5. Bu durumda Subay, Astsubay, Askeri Memur başta olmak üzere birçok asker kişi, henüz yargılama neticesinde hüküm giymedikleri, yani henüz suçlu bulunmadıkları halde, sırf üzerlerine atılı bir suç gerekçesiyle özlük haklarından mahrum kalmaktadırlar. Tutukluluk veya açıkta kalma süresi yılları bulan ve sonrasında beraat eden personel ise, hakları sonradan geri verilse dahi, aradaki süre içinde ailesi ile birlikte maddi ve manevi büyük sıkıntılara maruz kalmaktadırlar. Yani uğranılan zararın telafisinin imkansız olduğu durumlar ortaya çıkmaktadır.

6. 1982 Anayasasının Temel Hak ve Hürriyetleri düzenleyen 38nci maddesinin 4ncü fıkrasına göre, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

7. Yine 1982 Anayasasının Temel Hak ve Hürriyetleri düzenleyen 15nci maddesinin 2nci fıkrasının son cümlesine göre, suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

8. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11nci maddesine göre, kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.

9. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6ncı maddesinin 2nci fıkrasına göre, Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır..

10.Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslar arası Sözleşmesinin 14ncü maddesinin 2nci fıkrasına göre, hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimse hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılma hakkına sahiptir.

11.Yukarıda sıralanan ve gerek Anayasa başta olmak üzere iç hukukumuza gerekse Türkiye’nin imzası bulunan uluslararası anlaşmalara göre suçsuzluk karinesi esastır.

12.Anayasamızın 10ncu maddesinde de amir hüküm olarak öngörülen eşitlik ilkesi teori uygulamada aynı konuda ve statüde bulunan kişi ve personel yönünden kabul edilmektedir. Yani bir başka anlatımla, bu uygulama asker ile aynı statüde bulunan askerler arasında, polis ile aynı statüde bulunan polisler arasında, memur ise yine kendi mevzuat hükümleri dahilinde kabul ve değerlendirilmektedir. Bu itibarla, teklif edilen yasa ile getirilen değişiklik öncelikle asker kişileri kapsamaktadır.

13.TSK mensuplarında diğer devlet memurlarından ayrı olarak sadece kademe ve derece ilerlemesi değil, rütbe ve kıdem esası da öne çıkmakta, bir çok görevler bu statüye bağlı bulunmaktadır. Dolayısıyla bir teğmen veya astsubay çavuş, açığa alınması veya hakkında açığa alınmasını gerektiren bir suçtan soruşturma yapılması durumunda çok uzun bir süre açıkta ve aynı rütbede kalabilmekte ve ileride beraat durumunda maddi yönden nispeten zararı karşılanmakla birlikte manevi yönden oluşan zarar parayla ölçülemeyeceğinden bunu karşılamak mümkün olmamaktadır.                                            

 

MADDE GEREKÇELERİ


MADDE 1.- Teklifimizle, bir yargılama sonucu suçlu olduğu kanıtlanmamış Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için, iç ve uluslar arası hukukla çelişen ve temel insan haklarına da mevcut haliyle aykırı görünen uygulamanın olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması ve yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

Yürütme

MADDE 2.- Yürütme maddesidir.

Yürütme

MADDE 3.- Yürürlük maddesidir. 

                                          

926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ


MADDE 1.- 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 65nci maddesinin e) bendinde aşağıdaki değişiklik yapılmıştır.

MADDE 65, e) -Terfi sırasına girenlerden;

1. Açıkta bulunanların,

2. Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişkilerinin kesilmesini gerektirmeyecek şekilde hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olmaları nedeniyle veya (c) bendinin (2) numaralı alt bendine göre açıkları kaldırılmış olup da henüz hükümleri kesinleşmemiş olanların,

3. Tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların,

4. Kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme hariç, firar veya izin tecavüzünde bulunmuş olanlar ile firar veya izin tecavüzüne devam edenlerin,

Terfileri ve kademe ilerlemeleri ile vesair özlük hakları için haklarındaki hükmün kesinleşmesi beklenmez.

Bu gibilerin terfi ve kademe ilerlemesi işlemlerinin ne şekilde yapılacağı ilgili sicil yönetmeliklerinde gösterilir.

Yürütme

MADDE 2.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Yürütme

MADDE 3.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.



Paylaş

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

 

926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

 

                MADDE 1- 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa aşağıdaki ek geçici madde eklenmiştir.

                “EK GEÇİCİ MADDE 91-Türk Silahlı Kuvvetlerinden 1/3/1979 tarihi ile 3/7/1992 tarihleri arasında emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığına müstehak olarak ayrılan astsubaylar ile bunlardan dolayı kendilerine dul ve yetim aylığı bağlananların emekli aylıkları, bu Kanunun ek 25 inci maddesinde öngörülen şartları haiz olmak kaydıyla, aylık almakta oldukları gösterge rakamından az olmamak üzere 1 inci derecenin gösterge rakamlarına yükseltilir. Ancak, bunlara geçmişe yönelik aylık ve ikramiye farkı ödenmez.”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.                 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

         Gereğini arz ederim.

                                                                                                                                             Dr. Orhan DÜZGÜN

                                                                                                              Tokat Milletvekili

 

 

GENEL GEREKÇE

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Askeri Personel Kanunu ve bu Kanuna sonradan dahil edilen Ek ve Ek Geçici maddeler bir kısım Astsubaylarımızı mağdur etmektedir. Bu bakımdan, mağduriyetlerin giderilmesi için teklif edilen yasa değişikliğine ihtiyaç vardır. Yapılacak olan değişiklik ile Anayasamızın eşitlik ilkesine de bağlı kalınacak ve 1956-1965 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlamış ve 31 Aralık 1984 tarihinden önce emekliye ayrılmış olan Astsubaylarımız da haklarına kavuşacaklardır.



Paylaş

Chp Tokat Mv.Dr.Orhan Düzgün Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

         Gereğini arz ederim.

                                                                                                                                             Dr. Orhan DÜZGÜN

                                                                                                            Tokat Milletvekili

 

DEVLET MEMURLARI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

MADDE 1- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “, muayenehane” ibaresi madde metninden çıkarılmış vemaddenin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulları üyelikleri görevleri, özel kanunlarda belirtilen görevler, kurumundan izin alınmak kaydıyla yapılan insanî ve sosyal amaçlı gönüllü çalışmalar ve tabiplerin muayenehane açarak mesai saatleri dışında mesleki faaliyette bulunmaları bu yasaklamanın dışındadır.”

MADDE 2- 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesinde yer alan “, muayenehane” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Tabiplerin muayenehane açarak mesai saatleri dışında mesleki faaliyette bulunmaları bu yasaklamanın dışındadır.”

MADDE 3-4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi ve geçici 59 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 4-17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 5- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

MADDE 6- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. 

MADDE 7- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

EK MADDE 8- Kurum, bir tabip tarafından mesleğini serbest olarak icra etmek üzere müstakilen açılanmuayenehaneler ile bu Kanunda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde sağlık hizmeti satın alma sözleşmeleri akdetmeye yetkilidir.”



GENEL GEREKÇE

Ülkemizde hekim sıkıntısı yaşanmaktadır ve hatta yurtdışından gelen hekimlerle bu sorun çözülmeye çalışılmaktadır. Ciddi şekilde hekim sıkıntısı yaşadığımız gerçeği kabul edilecek olursa, mesai bitiminden sonra ve hafta sonları hekimlerimize muayenehane açma izninin verilmesi hususunda vermiş olduğum kanun teklifinin önemi büyüktür. Mesai saatleri dışında hekimlerimize muayenehane açma fırsatını sunan bu teklifle hastalarımız daha uzun ve uygun şartlarda istediği hekime ulaşma şansına sahip olacaktır. Bu şekilde açılacak olan muayenehaneler vesilesiyle binlerce yeni vergi mükellefi oluşacak ve binlerce kişiye istihdam sağlanacaktır aynı zamanda hekimlerimizin ekonomik şartları düzelecek ve yurtdışından doktor getirme ihtiyacı ortadan kalkacak veya azalacaktır. Hekimlerimizin mesai saatleri dışında da hasta bakması demokratik bir hak olup hasta hakları açısından da önemlidir. Hastalarımızın da mahremiyetini paylaşmak için kimi zaman özel alanlara yani muayenehanelere ihtiyacı vardır ve tüm bunların yanı sıra hizmetin niteliği açısından düşünüldüğünde de hastaların daha nitelikli muayenehanelere de ihtiyacı vardır.



Paylaş

CHP Tokat Mv.Dr.Orhan DÜZGÜN'ün Polislere Sendika Hakkı Verilmesi Konusunda Kanun Teklifi

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda değişiklik yapılmasına dair Kanun Teklifi gerekçesi ile birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

 

                                                                                                       Dr. Orhan DÜZGÜN

                                                                                  Milli Savunma Komisyonu Üyesi

 

KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.                                            

 

GENEL GEREKÇE

Polisler sendika haklarından mahrum edildiği için özlük hakları, sosyal hakları, çalışma koşulları gibi konulardaki sıkıntılarını ilgili makamlara iletmekte sıkıntılar yaşamaktadır. Avrupa’da 26 ülkenin 34 adet polis sendikası bulunmaktadır, aralarından 13 devlet polislerine grev hakkı da tanımıştır. Polislerin örgütlenme hakkı, Avrupa Konseyinin İnsan Hakları ve Polis konusunu düzenleyici normlardaki Avrupa Sosyal Sözleşmesinin 5.maddesinde de belirtilmiştir. Bu madde devletlerin sınırlamalar getirmesine izin verir ama örgütlenme haklarının ellerinden alınmasına kesinlikle izin vermez. Polisler, sosyal, ekonomik ve diğer bütün yasal haklarını koruyabilmek için sendika kurabilmeli ve bunların çalışmalarına özgürce katılabilmelidirler.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23.maddesinde “herkesin barışçı amaçlarla toplanma ve başkalarıyla dernek kurma özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, yine herkesin çıkarlarını korumak amacıyla sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını da içerir.”demektedir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmelerinde ise  “silahlı güce de ölçülü sendika “ verilmeli ibaresi bulunmaktadır. Anayasamızda da polislere sendika hakkı konusunda “yasak” olarak nitelendiren bir hüküm bulunmamakta fakat 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendika Kanunu, mevcut durumu yasaklamaya çevirmektedir.

Ülkemiz şartları açısından ilk etapta uygulanabilir olan ölçülü sendikal haktır. Polislerin sendika kurmalarının ortak faydası siyasi otoritenin baskısından ve iktidarların egemenliğinden uzak, her türlü bölücü, yıkıcı faaliyetlerin karşısında durarak, tüm vatandaşlara herhangi bir zihniyet sonucu ayırım yapmadan yaklaşarak, yasalarla belirlenmiş özlük hakların alınmasını ve korunmasını sağlamaktır. Polisler, teşkilatları içerisinde” öğrenilmiş çaresizlik” olduğunu belirtmektedirler, bir polis memurunun, polis okullarından başlayarak psikolojik baskıya maruz kaldıklarını amirlerine karşı itiraz edemeyip emirleri sorgulayamadıklarını, en temel hakları olan özlük haklarını bile kullanmak için amirlerinden izin aldıklarını ve amirlerine karşı hukuki bir mücadele başlatamadıklarını ifade etmektedirler. Son 10 yılda 600 polisin intihar etmesinin nedenleri altında da özlük haklarının yeterli olmadığı, haklarını savunamadıkları ve bu intiharların altında da “öğrenilmiş çaresizlik” psikolojisinin yattığı düşünülmektedir. Yine polislere tanınacak olan sendika hakkı, emniyet teşkilatında yaşanan kurumsal mobbing, nedeni belli olmayan soruşturmalar, emir komuta baskısı, keyfi tayinler gibi sorunları kurumsal düzeye taşıyacaktır. Polislerimizin de vurgu yaptığı gibi Avrupa polisine hak olan Türk polisine yasak olmamalıdır. Meşru sınırlamalar ile yani siyasi söylemsiz, grevsiz, lokavtsız bir sendika hakkı ve hatta tek bir sendika hakkı polis memurlarına tanınabilir ve meşru sınırlama ile bu hakkın ölçüsü kesin kurallarla belirlenebilir. İleri demokrasi söylemlerinin olduğu bir dönemde 250 bin polis memurunun demokratik hakkı olan örgütlenme özgürlüğü konusunda herhangi bir çalışma yapılmamış olması bu kanun teklifinin önemini arttırmaktadır. Geçmişte yaşanan olumsuzluklar yüzünden polisler sendika haklarından mahrum edilmemelidirler.



Paylaş

CHP Tokat Milletvekili Dr.Orhan DÜZGÜN'ün TSK'da Tam Gün Yasasında mağdur olan Sağlık Personeli hakkında Kanun Teklifi

5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

Sağlık Personelini Etkileme ve Sağlık Hizmetini Kesintiye Uğratma

MADDE 1- 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 1-(1) Sağlık hizmeti sunan tüm sağlık personeline, yapmış olduğu ya da yapmakta olduğu sağlık hizmeti nedeni ile sözlü veya fiili olarak hukuka aykırı bir şekilde baskı uygulayan kişi ya da kişilere iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Bu fiiller sonucunda sağlık hizmetleri kesintiye uğramışsa yukarıdaki fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında arttırılır.”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim.

Dr. Orhan Düzgün
Tokat Milletvekili

GENEL GEREKÇE

Türk Tabipleri Birliği’nin raporuna göre Türkiye genelinde doktorlar son 3 yılda 107 ayrı olayda şiddete maruz kaldı. Görevi başında yaklaşık 90 hekim dayak yedi, 6’sı bıçaklandı. Gaziantep’te yaşanan son olayla hastanede cinayet sayısı 2’ye çıktı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, 2009’da 23’ken, 2011’de 50’ye yükseldi.

Artan bu şiddet olayları nedeniyle, ülkemizin en önemli konularından biri sağlık personellerimize uygulanan şiddet olmuştur. Son zamanlarda sağlık personellerimize uygulanan şiddet olaylarının artışı nedeniyle sağlık personelimizin güvenliği ciddi anlamda tehlikededir. Toplumda yaşanan şiddet olaylarının dörtte biri sağlık alanında yaşanmaktadır. Türk Ceza Kanununda sağlık personeline uygulanan şiddetin farklı yargılanması için belirleyici maddelerin bulunmaması açısından sunulan kanun teklifinin önemi büyüktür.

Sağlık personeli ve sağlık hizmeti alan kişilerin arasındaki ilişkinin güven duyguları üzerinde temellenmesi gerekmektedir. Sağlık personeli ve hasta veya hasta yakınları aynı hedefi ve endişeleri taşımaktadır. Toplumun sağlığı için çalışan sağlık personelimiz şiddeti değil, saygı ve takdiri hak etmektedir. Can güvenliği olmadan can kurtarmak mümkün değildir. Tabip odalarının raporlarına göre sağlık personelinin en çok maruz kaldığı filler öldürme, yaralama, hakaret ve tehdittir. Bu saldırılar en fazla acil servislerde ve polikliniklerde vuku bulmaktadır. Bu saldırılardan sadece sağlık personeli değil diğer hastalara verilen sağlık hizmeti de olumsuz yönde etkilenmektedir. İnsan yaşamını doğrudan ilgilendiren sağlık hizmetleri sırasında, görev yapan sağlık personelinin alacağı karar ve yapacağı işlemler sırasında hiçbir baskı altında bulunmaması gerekmektedir. Sağlık hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için sağlık personelinin güvenli ve hukuksal anlamda korunan bir ortamda çalışması son derece önemlidir ve hasta haklarının korunması açısından da vazgeçilmezdir.

Bu nedenlerle, sağlık personeline sözlü ve fiili olarak baskı yapmak, her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek fiillerini ceza yaptırımına bağlamak açısından sunulan kanun teklifiyle sağlık personelinin mesleki bağımsızlık ve güven içerisinde çalışması hukuksal koruma altına alınmaya çalışılmıştır.

Maddenin son fıkrasında ise ağırlaştırıcı nedene yer verilmiş, söz konusu fillerin “sağlık hizmetinin kesintiye uğraması” sonucunu doğurması halinde uygulanacak cezanın yarısı oranında arttırılacağı belirtilmiştir.


Paylaş

CHP Tokat Milletvekili Dr.Orhan DÜZGÜN'ün TSK'da Tam Gün Yasasında Mağdur Olan Sağlık Personeli Hakkında Kanun Teklifi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 17 ‘nci maddesinin (Ç) fıkrasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim. 30.03.2012

Saygılarımla.

Dr. Orhan Düzgün
Tokat Milletvekili

GEREKÇE

Tam gün yasası ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tabip diş tabibi dışındaki sağlık personelinin mağdur edilmesi ile personel arasında eşitsizlik ve adaletsizlik vuku bulmaktadır.

30 Ocak 2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12’nci maddesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun EK 17’nci maddesine “Ç” fıkrası eklenmiştir. Bu fıkra ile TSK kadrolarındaki tabip ve diş tabiplerine belirtilen oranda sağlık hizmeti tazminatının ayrıca ödenmesi hükme bağlanmış fakat diğer sağlık çalışanları unutulmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık çalışanları döner sermayeden ücret alamamaktadır. Tabip ve diş tabipleri dışındaki sağlık personeli en çok özveri gösteren, en çok çalışan kesim olmasına rağmen bu tazminattan faydalandırılmamıştır.

Bu mağduriyetin giderilmesi, aileleriyle birlikte yüz binleri bulan TSK Sağlık personelini ilgilendirmektedir.

TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin (Ç) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(Ç) Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında bulunan ve aşağıda rütbeleri belirtilen personele hizalarında gösterilen oranları geçmemek üzere orgeneral aylığının(ek gösterge dahil) brüt tutarı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda sağlık hizmetleri tazminatı ayrıca ödenir.

rutbe

Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan personele aşağıda belirtilen oranları geçmemek üzere en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda sağlık hizmetleri tazminatı ayrıca ödenir.

tazminat

Sağlık hizmetleri tazminatının oranları ile usul ve esasları, personelin rütbesi, unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, görev yeri ve özellikleri, eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ve mesleki uygulamaları ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi hizmete katkı unsurları esas alınarak Maliye Bakanlığının görüşü, Genelkurmay Başkanlığının uygun görüşü üzerine Milli Savunma Bakanlığınca belirlenir.

Sağlık hizmetleri tazminatından yararlanan personele ,bu maddenin (C) fıkrası ile 17/ 11/1983 tarihli ve 2957 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi , 10/6/ 1985 tarihli ve 3225 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ve 27/06/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanunun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesi hükümlerine göre ödeme yapılmaz.”

MADDE 2-Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3-Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


Paylaş

CHP Tokat Milletvekili Dr.Orhan DÜZGÜN'ün Mahir ÇAYAN ve arkadaşları hakkında Kanun Teklifi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Mahir ÇAYAN, Sinan Kazım ÖZÜDOĞRU, Hüdai ARIKAN, Ertan SARUHAN, Saffet ALP, Sabahattin KURT, Nihat YILMAZ, Ahmet ATASOY, Cihan ALPTEKİN, Ömer AYNA isimlerinin uygun görülen kamusal alanlara verilmesine dair Kanun teklifim ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim. 30.03.2012

Dr. Orhan Düzgün
Tokat Milletvekili

GEREKÇE

12 Mart 1971 muhtırasından sonra yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için canları pahasına mücadele veren ve vatanını seven yiğit gençler Mahir ÇAYAN, Sinan Kazım ÖZÜDOĞRU, Hüdai ARIKAN, Ertan SARUHAN, Saffet ALP, Sabahattin KURT, Nihat YILMAZ, Ahmet ATASOY, Cihan ALPTEKİN, Ömer AYNA 30 Mart 1972’de Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde öldürüldüler.

Mahir ÇAYAN ve arkadaşları NATO’ya bağlı Ünye Radar Üssü’nden kaçırılan İngilizlere karşılık Denizlerin idamlarının durdurulmasını hiçbir yurtsever ve devrimcinin asılmamasını istediler. Mahir ÇAYAN da diğer 68 kuşağı devrimcileri gibi kendisini 2. Kurtuluş Savaşçısı olarak adlandırmıştı ve mücadelesi emperyalizme karşı Ulusal Kurtuluş mücadelesiydi. Milliyetçi ve devrimci hareketin bayrağını Denizlerle beraber en önde taşıyanlardandı.

Türk ulusunun bağımsızlığını tehdit eden ve onu sömürüye, geri kalmışlığa mahkum eden emperyalizmi yenmek onun ilkesi olmuştu. Mahir ÇAYAN’ın “Geri bıraktırılmış ülkeler iki şıktan birisini tercih etmek durumundadır: Ya uluslararası kapitalin sömürü alanı olarak kalacaklardır, açlığın sefaletin pençesinde kıvranacaklardı, ya da isyan bayrağını kaldırıp kurtulacaklardır”.sözlerinden Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş Savaşı ve devrim çözümünü tüm ezilen dünyaya da önerdiğini anlamaktayız. Mahir ÇAYAN ve arkadaşları Milli Kurtuluş savaşını destur edinmiş emperyalizme karşı her zaman Türk Milletini savunmuş vatansever gençlerdi.

Bu kanun teklifi bir itibar iadesi değildir, Anayasa’ya tam bağlılık ve tam bağımsızlık için mücadele eden Mahir Çayan ve arkadaşlarının itibar iadesine ihtiyaçları yoktur. Onların zaten toplumumuzda iyi bir itibarları vardır ve var olan bu itibarlarının hukuksal alanlarda da tescil edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Mahir ÇAYAN ve arkadaşlarının adları ve yaptıkları gelecek nesillere taşınmalıdır.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Bu kanunun yürürlüğe girmesi ile Mahir ÇAYAN, Sinan Kazım ÖZÜDOĞRU, Hüdai ARIKAN, Ertan SARUHAN, Saffet ALP, Sabahattin KURT, Nihat YILMAZ, Ahmet ATASOY, Cihan ALPTEKİN, Ömer AYNA isimlerinin uygun görülecek kamusal alanlara verilmesi sağlanacaktır ve bununla beraber tam bağımsız bir Türkiye için ölümü göze alan Mahir ÇAYAN ve arkadaşlarının adları gelecek nesillere aktarılarak unutulmayacak ve unutturulmayacaktır.

MADDE 2-Yürürlük maddesidir.

MADDE 3-Yürütme maddesidir.

MAHİR ÇAYAN, SİNAN KAZIM ÖZÜDOĞRU, HÜDAİ ARIKAN, ERTAN SARUHAN, SAFFET ALP, SABAHATTİN KURT, NİHAT YILMAZ, AHMET ATASOY, CİHAN ALPTEKİN, ÖMER AYNA İSİMLERİNİN UYGUN GÖRÜLECEK BAZI KAMUSAL ALANLARA VERİLMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- Mahir ÇAYAN, ,Sinan Kazım ÖZÜDOĞRU, Hüdai ARIKAN, Ertan SARUHAN, Saffet ALP, Sabahattin KURT, Nihat YILMAZ, Ahmet ATASOY, Cihan ALPTEKİN, Ömer AYNA isimleri Bakanlar Kurulunun uygun göreceği bazı kamusal alanlara verilir.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3-Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


Paylaş

TSK'da Tam Gün Yasasında mağdur olan Sağlık Personeli hakkında Kanun Teklifi


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

                                  

926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 17 ‘nci maddesinin (Ç) fıkrasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla. 

 

Dr. Orhan DÜZGÜN

                                                                                                             Tokat Milletvekili

 

GEREKÇE

Tam gün yasası ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tabip diş tabibi dışındaki sağlık personelinin mağdur edilmesi ile personel arasında eşitsizlik ve adaletsizlik vuku bulmaktadır.

30 Ocak 2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12’nci maddesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun EK 17’nci maddesine “Ç” fıkrası eklenmiştir. Bu fıkra ile TSK kadrolarındaki tabip ve diş tabiplerine belirtilen oranda sağlık hizmeti tazminatının ayrıca ödenmesi hükme bağlanmış fakat diğer sağlık çalışanları unutulmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri sağlık çalışanları döner sermayeden ücret alamamaktadır. Tabip ve diş tabipleri dışındaki sağlık personeli en çok özveri gösteren, en çok çalışan kesim olmasına rağmen bu tazminattan faydalandırılmamıştır.

Bu mağduriyetin giderilmesi, aileleriyle birlikte yüz binleri bulan TSK Sağlık personelini ilgilendirmektedir.

 

 

TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

 

            MADDE 1- 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin (Ç) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ç) Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında bulunan ve aşağıda rütbeleri belirtilen personele hizalarında gösterilen oranları geçmemek üzere orgeneral aylığının(ek gösterge dahil) brüt tutarı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda sağlık hizmetleri tazminatı ayrıca ödenir.

RÜTBELER

TAZMİNAT ORANLARI(%)

 

 

 

Öğretim Üyesi Tabip-Diş Tabibi/Uzman Tabip

Tabip/Tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar

Uzman Diş Tabibi

Diş Tabibi

 

 

Eczacı

Veteriner

 

 

Sağlık

Sınıfı

 

 

Diğer

Sınıf

General/Amiral

585

455

390

260

319

273

228

Kıdemli Albay

550

425

365

230

298

255

213

Albay

545

415

360

220

291

249

208

Yarbay

515

380

345

215

266

228

190

Kıdemli Binbaşı

500

370

340

210

259

222

185

Binbaşı

500

370

340

210

259

222

185

Kıdemli Yüzbaşı

460

320

305

175

224

192

160

Yüzbaşı

460

320

305

175

224

192

160

Kıdemli Üsteğmen

420

280

285

165

196

168

140

Üsteğmen

420

280

285

165

196

168

140

Teğmen

380

250

280

160

175

150

125

Asteğmen

370

240

270

130

168

144

120

Astsb.IIKad.Kd.Bçvş.

 

 

 

 

 

222

185

Astsb.Kad.Kd.Bçvş.

 

 

 

 

 

192

160

Astsb.Kd.Bçvş.

 

 

 

 

 

192

160

Astsb.Kad.Bçvş.

 

 

 

 

 

168

140

Astsb.Bçvş.

 

 

 

 

 

168

140

Astsb.Kd.Üçvş

 

 

 

 

 

150

125

Astsb.Üçvş.

 

 

 

 

 

144

120

Astsb.Kd.Çvş.

 

 

 

 

 

138

115

Astsb.Çvş.

 

 

 

 

 

132

110

 

            Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan personele aşağıda belirtilen oranları geçmemek üzere en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda sağlık hizmetleri tazminatı ayrıca ödenir.

  

DERECE

TAZMİNAT ORANLARI (%)

 

 

 

Öğretim Üyesi Tabip/Uzman Tabip

Tabip/Tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar

Uzman Diş Tabibi

Diş Tabibi

Mesleki Yüksek Öğrenim Görmüş Sağlık Sınıfı

Lise Dengi Mesleki Öğrenim Görmüş Sağlık Sınıfı

 

 

Diğer Personel

1

535

400

365

235

222

148

112

2-3

520

390

360

230

192

148

100

4-5

480

340

325

195

168

128

96

6-7

440

300

305

185

150

128

92

8-9

400

270

300

180

144

112

88

10-11

 

 

 

 

140

112

84

12-13

 

 

 

 

 

100

80

14-15

 

 

 

 

 

96

76

 

            Sağlık hizmetleri tazminatının oranları ile usul ve esasları, personelin rütbesi, unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, görev yeri ve özellikleri, eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ve mesleki uygulamaları ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi hizmete katkı unsurları esas alınarak Maliye Bakanlığının görüşü, Genelkurmay Başkanlığının uygun görüşü üzerine Milli Savunma Bakanlığınca belirlenir.

            Sağlık hizmetleri tazminatından yararlanan personele ,bu maddenin ( C) fıkrası ile 17/11/1983 tarihli ve 2957 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi , 10/6/ 1985 tarihli ve 3225 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ve 27/06/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanunun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesi hükümlerine göre ödeme yapılmaz.”

 

            MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

            MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 



Paylaş

3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nunda Değişiklik Teklifi

3713 SAYILI TERÖRLE MÜCADELE KANUNU’NUN BIR MADDESINDE DEĞIŞIKLIK YAPILMASINA DAIR KANUN TEKLIFI

MADDE 1 - 12/04/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Uluslararası terör örgütleri listesinde yer alan ve Türkiye’de fiili eylem yapan, terör örgütlerine mali destek sağladıkları yargı kararı ile kesinleşmiş olan gerçek ve tüzel kişilerin mal varlıklarına el konulur.”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun bir maddesinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim.

Saygılarımla.

Dr. Orhan DÜZGÜN

Tokat Milletvekili

GEREKÇE

Ülkemizin yıllara dayalı olarak en büyük sorunlarından biri olan terörist faaliyetlerin engellenmesi için, terörist oluşumlara destek sağlayan gerçek ve tüzel kişilerin cezalandırılması esas alınmaktadır.

Yürürlükte olan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8.maddesi içeriğinde, ‘Her kim tümüyle veya kısmen terör suçlarının işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek fon sağlar veya toplarsa örgüt üyesi olarak cezalandırılır’ hükmü yer almaktadır.

Ancak yürürlükte olan 8. Madde içeriğinde teröre maddi destek sağlayan gerçek veya tüzel kişilerin mal varlıklarının akıbetinden bahsedilmemektedir.

Terör örgütlerine veya bunların faaliyetlerine maddi destek sağlanmasının önlenebilmesi için, gerçek kişilerin aslen veya tüzel kişiliklerin sorumlu yöneticilerinin TCK hükümlerince örgüt üyesi olarak cezalandırılmalarının yanı sıra, teröre finansman sağlayan kişi ve kuruluşların mal varlıklarının dondurulması veya mal varlıklarına el konulması önem arz etmektedir. Mal varlıklarının dondurulması veya mal varlıklarına el konulması sonucunda, kişilerin yargılanması veya ceza almaları durumunda bile mali yardımın aynı kaynaktan başka kişilerce devam ettirilmesi durumu ortadan kaldırılmış olacaktır.



Paylaş

Sayfa 1 / 2

  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son